...
Neill'e göre bir çocuğun mutluluğu, yetişirken vermiş olduğu kendi kararlarına en üst düzeyde saygı gösterilmesine ve çocuktaki "kişisel özgürlük" hissine bağlı olarak gelişiyordu. Çocukluk döneminde bu özgürlük hissinin yokluğu ve buna bağlı olarak gelişen baskılı çocukluğun mutsuz tecrübeleri, yetişkinlikte ortaya çıkan birçok psikolojik sorunun kaynağıydı.
1921'de Neill, düşüncelerini kanıtlamak amacıyla Summerhill Okulu'nu kurdu. Bu fikirler arasında, çocukların derslere girmeye mecbur edilmediğinde daha başarılı oldukları düşüncesi de vardı. Ayrıca bu okul demokratik ilkeler ile yönetiliyor ve okul kurallarının ne olacağını belirlemek amacıyla düzenli toplantılar yapılıyordu. Bu toplantılarda çocuklar okul personeliyle eşit oy hakkına sahiptiler.
...
ilginizi çektiyse devamı aşağıda..
http://myinnersky.blogspot.com/2010/05/asneill-ve-summerhill-ozgurluk-okulu.html
31 Mayıs 2010 Pazartesi
25 Mayıs 2010 Salı
Hayat ne garip...
Hayat ne garip bugünlerde ; Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı !..Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz..! Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı !..Diplomamız bol ama sağduyumuz az..! Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı !..İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı..! Sorumsuzca para harcıyoruz a...ma az gülüyoruz..! Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz !..Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz..! Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz !..Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik..! Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz !..Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik..! Hayata yıllar ekledik, yillara hayat katamadık !..Ay' a kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz..! Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz !..Havayı temizledik ama ruhları kirlettik..! Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık !..Çok yazıyor ama az gelişiyoruz..! Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz !..Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla..! Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı !..Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi..! Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı !..Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz..! Dünya barışı der, silahlanırız !..Daha mutlu olmak için somurtarak çalışırız..! Yani bugünlerde ; Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı !..Güzel evlerin yuva olamadığı..! Kısa seyahatlerin, kağıt mendil gibi ilişkilerin ; Yıka çık gönüllerin, tek geceliklerin !..Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin..! Vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu ; Günlerde yaşıyoruz !...
(Alıntı)
Pin It
(Alıntı)
24 Mayıs 2010 Pazartesi
:-)
Kaç gündür kaç aydır ihmal ettiğim bloğum merhaba!
- Hayatla mücadelelerime bir süre ara verdim. Buraya güzel şeyler yazmak istiyorum.
- Anlaşılan Nihancım sen ruh halini yine pozitife döndürmüşsün :)
- evet sanırım..
- Bu iniş çıkışlara ne zaman alışacaksın?
- Sanırım hiçbir zaman..
- Sen de Haşim gibi her ruh haline uygun birkaç kelam edebilirsin burada..
- Ah, benim onun gibi güzel anlatımlarım olabilir mi! (http://www.hasimce.blogspot.com/) Ayrıca, ben o haldeyken kendimi o kadar derin sorguluyorum ki başımı kaldırıp etrafıma bile bakacak halim olmuyor. Tam bir şeyi hallettiğimi düşünürken, daha zor bir durumla karşılaşıyorum. Hoş, kolay bir hayat peşinde hiç olmadım ama istikrarlı bir ruh haline kavuşabilmek de imkansız değil diye düşünüyorum.. Yani kendimizin dışında olup bitenlerin içine çok fazla girmemek, değer verdiğimiz insanların sıkıntılarına çok fazla associate olmamaktan bahsediyorum. Bir başkasını ne kadar istesem de değiştiremeyeceğimi yani mesela mutlu edemeyeceğimi anlıyorum. Zaten gerekmiyor da. Ve zaten ihtiyaç olduğu zamanlarda karşısındakine en büyük desteği ancak onun ruh haline bürünmeden verebiliyor insan.. empati yapmak başka şey, o ruh haliyle associate olmak başka şey bu arada. empati yaparsan seçenekleri görebilirsin ama associate olursan göremezsin.
- bence senin güzel bir dalışa ihtiyacın var..
:-)
Pin It
- Hayatla mücadelelerime bir süre ara verdim. Buraya güzel şeyler yazmak istiyorum.
- Anlaşılan Nihancım sen ruh halini yine pozitife döndürmüşsün :)
- evet sanırım..
- Bu iniş çıkışlara ne zaman alışacaksın?
- Sanırım hiçbir zaman..
- Sen de Haşim gibi her ruh haline uygun birkaç kelam edebilirsin burada..
- Ah, benim onun gibi güzel anlatımlarım olabilir mi! (http://www.hasimce.blogspot.com/) Ayrıca, ben o haldeyken kendimi o kadar derin sorguluyorum ki başımı kaldırıp etrafıma bile bakacak halim olmuyor. Tam bir şeyi hallettiğimi düşünürken, daha zor bir durumla karşılaşıyorum. Hoş, kolay bir hayat peşinde hiç olmadım ama istikrarlı bir ruh haline kavuşabilmek de imkansız değil diye düşünüyorum.. Yani kendimizin dışında olup bitenlerin içine çok fazla girmemek, değer verdiğimiz insanların sıkıntılarına çok fazla associate olmamaktan bahsediyorum. Bir başkasını ne kadar istesem de değiştiremeyeceğimi yani mesela mutlu edemeyeceğimi anlıyorum. Zaten gerekmiyor da. Ve zaten ihtiyaç olduğu zamanlarda karşısındakine en büyük desteği ancak onun ruh haline bürünmeden verebiliyor insan.. empati yapmak başka şey, o ruh haliyle associate olmak başka şey bu arada. empati yaparsan seçenekleri görebilirsin ama associate olursan göremezsin.
- bence senin güzel bir dalışa ihtiyacın var..
:-)
7 Nisan 2010 Çarşamba
5 Nisan 2010 Pazartesi
10 Mart 2010 Çarşamba
Zaman
Eda'cım bir ay geçmiş hiçbir şey yazmamışız!!
Ne çabuk geçiyor zaman, hiç farketmemişim..
18'inde seyahate gidiyoruz dönüşte yazacak şeyler bol bol bulurum ben.
Bu bir ayda ne yaptım diye düşünüyorum... hmmm? ne yaptım? Ah tabi ya, Can'ın bakıcısı ayrıldı ve ben Can'la başbaşa kaldım!
İşe gidemiyorum, onun stresi içindeyim, istediğim gibi bir bakıcı bulamıyorum onun stresi içindeyim, bütün bunların arasında bir de seyahatimiz için vize işlemleri bana kaldı!
Geçen gün dördümüzün buluşması bana da çok iyi geldi. Hiç bıkmadan ilişkiler içinde kendimizi sorgulamak, bunu bütün samimiyetimizle yapmak bendeki tüm gerginliği alıp götürüyor. Hepimiz birbirimizi istekle dinliyor, içimizden gelen yorumları yapıyoruz, birbirimizi anladığımızı hissediyorum, böyle bir arkadaşlık zor bulunur, kıymetini bilelim kızlar :)
Pin It
Ne çabuk geçiyor zaman, hiç farketmemişim..
18'inde seyahate gidiyoruz dönüşte yazacak şeyler bol bol bulurum ben.
Bu bir ayda ne yaptım diye düşünüyorum... hmmm? ne yaptım? Ah tabi ya, Can'ın bakıcısı ayrıldı ve ben Can'la başbaşa kaldım!
İşe gidemiyorum, onun stresi içindeyim, istediğim gibi bir bakıcı bulamıyorum onun stresi içindeyim, bütün bunların arasında bir de seyahatimiz için vize işlemleri bana kaldı!
Geçen gün dördümüzün buluşması bana da çok iyi geldi. Hiç bıkmadan ilişkiler içinde kendimizi sorgulamak, bunu bütün samimiyetimizle yapmak bendeki tüm gerginliği alıp götürüyor. Hepimiz birbirimizi istekle dinliyor, içimizden gelen yorumları yapıyoruz, birbirimizi anladığımızı hissediyorum, böyle bir arkadaşlık zor bulunur, kıymetini bilelim kızlar :)
11 Şubat 2010 Perşembe
5.Kural
Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.
Ne kadar sade değil mi? Ne kadar sade ama ne kadar yapamadığımız.. ne kadar basit ama ne kadar beceremediğimiz...
Pin It
Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.
Ne kadar sade değil mi? Ne kadar sade ama ne kadar yapamadığımız.. ne kadar basit ama ne kadar beceremediğimiz...
1 Şubat 2010 Pazartesi
38.Kural
"Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
Bu yazılar üzerine konuşulacak bir dolu şey var, yapılacak yorumlar vs. Aslında şu anda aklıma geldi Türkiye'de Dailiy OM gibi bir site var mı acaba? Hoş olurdu.. :)
Pin It
"Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
Bu yazılar üzerine konuşulacak bir dolu şey var, yapılacak yorumlar vs. Aslında şu anda aklıma geldi Türkiye'de Dailiy OM gibi bir site var mı acaba? Hoş olurdu.. :)
27 Ocak 2010 Çarşamba
29.Kural
Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin ne de hayat karşısında çaresizsin.
Pin It
Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin ne de hayat karşısında çaresizsin.
25 Ocak 2010 Pazartesi
19.Kural
Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.
Pin It
Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.
23 Ocak 2010 Cumartesi
Tebriz'li Şems'den..
40 Kural adı altında bir yazı aldım, Şems'in hayatın temel kuralları olarak aktardığı evrensel olan ifadeleri içeriyor.
Her gün bir tanesini burada yazacağım, her biri bence olağanüstü mesajlar...
1.Kural
Yaratanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet, Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
(...)
Pin It
Her gün bir tanesini burada yazacağım, her biri bence olağanüstü mesajlar...
1.Kural
Yaratanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet, Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
(...)
14 Ocak 2010 Perşembe
Alışveriş
Markafoni ve Limango özel alışveriş siteleri. Çeşitli markalardan belli sayı ve çeşitlilikte ürünü satışa sunuyorlar. Ürün fiyatları mağazadaki fiyatlarına göre daha uygun. Belli bir marka satışa sunulduğunda satışın bitiş süresi de oluyor. Sürekli satış halinde olmaması, ürünlerden az sayıda olması da alışverişi cazip kılmaya yönelik bir yaklaşım.
Bu sitelere üye olup alışveriş yapmak için birisi tarafından davet edilmek ya da üye olan birini referans göstermek gerekiyor.
Referans arayanlar için email adresim turan_eda [at] yahoo.com
Pin It
Bu sitelere üye olup alışveriş yapmak için birisi tarafından davet edilmek ya da üye olan birini referans göstermek gerekiyor.
Referans arayanlar için email adresim turan_eda [at] yahoo.com
7 Ocak 2010 Perşembe
AVATAR
Bu film hakkında yorum yazmak istiyorum ama söyleyeceğim her sözün eksik kalacağını biliyorum! Anlatamam ki bu filmi ben, kelimelere nasıl dökülebilir ki böyle bir duygu?
Ebru'ya filmin coşkusuyla yazdığım mesajdan alıntılar yaptım aşağıda, bu filmi görmediyseniz mutlaka gitmelisiniz!
Hayatımda gördüğüm en güzel filmlerden biri! Sebebi 3 boyutlu olması değil.. evet 3 boyutlu seğretmek çok daha etkileyici olmasına yardım ediyor fakat olay daha başka!
Bir masal dünyası, bir rüyadasın sanki Pandora'da.. Muhteşem bir gezegen. Üzerinde yaşayanlar -na'vi halkı- bir ormanın içinde, doğanın en içlerine kadar değdiği, en içlerine kadar girebildiği bir doğallıkta yaşıyorlar.. hiçbir mekanik şey yok, herşey o kadar doğal ve kendilerine ait ki.. bizim dünyamız onlarınkinin yanında o kadar renksiz ki!!! o kadar renksiz o kadar gri ki!!!!
Öyle muhteşem bir şekilde anlatılmış ki oradaki yaşam.. çok çok çok büyük ulu bir ağacın dev yapraklarında yatıp uyuyorlar, bir hayvanı avladıklarında evrene ve ona bu yardım için teşekkür ediyorlar, keşke orada yaşasaydım diyorsun.. 3D seni olayın içine sokup daha gerçek hissetmeni sağlıyor. O ormanın renkleri muhteşem tek kelimeyle olağanüstü..
hiçbir teknolojileri yok, ellerinde ok ve yay tek silahları, ama o kadar ruhsal o kadar birbirlerine bağlı o kadar sade o kadar doğal bir hayatları var ki...
prototip olarak ben ilk defa başka bir gezegenin varlığı olarak filmcilerin yaptığı bu prototipi çok çok beğendim.. abuk sabuk iğrenç alien tiplerini hiç sevmezdim.. bu gerçekten başka bir gezegen varlığı gibi, bizden çok uzunlar, kuyrukları var, gözleri çok kocaman kulakları çok kocaman ve yeşiller ama ben çok sevdim :)))
Beğenmeyenler olabilir elbette, bu biraz da hayata bakış açısıyla ilgili, benim hayal gücümü, yaratıcılığımı çok besleyen, aynı doğrultuda bir film olduğu için çok büyük keyifle izledim :)

Pin It
Ebru'ya filmin coşkusuyla yazdığım mesajdan alıntılar yaptım aşağıda, bu filmi görmediyseniz mutlaka gitmelisiniz!
Hayatımda gördüğüm en güzel filmlerden biri! Sebebi 3 boyutlu olması değil.. evet 3 boyutlu seğretmek çok daha etkileyici olmasına yardım ediyor fakat olay daha başka!
Bir masal dünyası, bir rüyadasın sanki Pandora'da.. Muhteşem bir gezegen. Üzerinde yaşayanlar -na'vi halkı- bir ormanın içinde, doğanın en içlerine kadar değdiği, en içlerine kadar girebildiği bir doğallıkta yaşıyorlar.. hiçbir mekanik şey yok, herşey o kadar doğal ve kendilerine ait ki.. bizim dünyamız onlarınkinin yanında o kadar renksiz ki!!! o kadar renksiz o kadar gri ki!!!!
Öyle muhteşem bir şekilde anlatılmış ki oradaki yaşam.. çok çok çok büyük ulu bir ağacın dev yapraklarında yatıp uyuyorlar, bir hayvanı avladıklarında evrene ve ona bu yardım için teşekkür ediyorlar, keşke orada yaşasaydım diyorsun.. 3D seni olayın içine sokup daha gerçek hissetmeni sağlıyor. O ormanın renkleri muhteşem tek kelimeyle olağanüstü..
hiçbir teknolojileri yok, ellerinde ok ve yay tek silahları, ama o kadar ruhsal o kadar birbirlerine bağlı o kadar sade o kadar doğal bir hayatları var ki...
prototip olarak ben ilk defa başka bir gezegenin varlığı olarak filmcilerin yaptığı bu prototipi çok çok beğendim.. abuk sabuk iğrenç alien tiplerini hiç sevmezdim.. bu gerçekten başka bir gezegen varlığı gibi, bizden çok uzunlar, kuyrukları var, gözleri çok kocaman kulakları çok kocaman ve yeşiller ama ben çok sevdim :)))
Beğenmeyenler olabilir elbette, bu biraz da hayata bakış açısıyla ilgili, benim hayal gücümü, yaratıcılığımı çok besleyen, aynı doğrultuda bir film olduğu için çok büyük keyifle izledim :)
31 Aralık 2009 Perşembe
2010'a girerken
2009 da bitiyor.
Can artık büyüdü, anneyle babanın hayatları artık daha düzenli. Kendilerine vakit ayırabiliyorlar. Can daha bağımsız. Küçük bir çocuk olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Şimdiden önümüzdeki sene için büyük değişimler yaşayacağımızı öngörüyorum. Can konuşmaya başlayacak, tuvalet eğitimini tamamlayacak oyun gruplarına devam edecek, yarım gün alıştırma babında kreşe gidecek çook işlerimiz var çook :) Anne işlere yoğunlaşacak, derneğine daha çok vakit ayıracak, arkadaşlarıyla, dostlarıyla, akrabalarıyla daha sık görüşecek, kısa vadeli hedeflerini gerçekleştirmek için daha çok uğraşıp zamanı daha iyi kullanmaya çalışacak.
Çook güzel dileklerim var, kendim için eşim için oğlum için akrabalarım arkadaşlarım için, tüm dünya insanları için..
Verimli seneler diliyorum, maddeten ve manen...
28 Aralık 2009 Pazartesi
Yılbaşı gecesi
Ankara'da yılbaşı gecesi için gece dışarı çıkıp 1-2 saat oturabileceğimiz, fix menüsü olmayan bir yer arıyorum.
Böyle bir yer var mı ?
Benim aklıma Cafe Bien geldi. Bir sevgililer gününde fix menü almadan oturabilmiştik. Belki yılbaşında da böyle rahat bir ortam sunuyorlardır.
Pin It
Böyle bir yer var mı ?
Benim aklıma Cafe Bien geldi. Bir sevgililer gününde fix menü almadan oturabilmiştik. Belki yılbaşında da böyle rahat bir ortam sunuyorlardır.
25 Aralık 2009 Cuma
GIDA GÜVENLİĞİ VE GDO'LARLA İLGİLİ BİR YAZI
AŞAĞIDAKİ YAZI GIDA GÜVENLİĞİ HAREKETİ'NİN WEB SİTESİNDEN ALINTILANMIŞTIR.
Gazete Habertürk / Seçkin Ürey
Genetik olarak dönüştürülmüş organizmalı (GDO) ürünlere yönelik hararetli tartışmalar devam ederken, GDO’lu pamuk tohumunda dünyanın en büyüğü olan ve “Terminatör Geni”nin geliştiricisi şirket olarak anılan ABD’li Delta & Pine Land’in (DPL) iştiraki Türk Deltapine’ın Türkiye’de Tarım Bakanlığı memurlarına 2001 – 2007 döneminde rüşvet dağıttığı resmen ortaya çıktı.
Rüşvetin iki önemli nedeni vardı. Bunlardan ilki tarlalarda denetleme yapılmasına mani olmaktı. Sözleşmeli çiftçilerin Türk Deltapine için ürettiği pamuk tohumlarının yetiştiği tarlaların, tohumlar Türk Deltapine’a verilmeden önce Tarım Bakanlığı tarafından denetlenmesi gerekmekteydi. Şirketin dağıttığı rüşvetlerle yapılması gereken denetimler yapılmadı, denetim raporları ise masa başında hazırlandı. İkincisinde ise tohumların ihracatı için Tarım Bakanlığı laboratuvarlarında yapılacak numune analizleri sonrası sertifika alınması gerekmekteydi. Rüşvetle numune tohumların analiz öncesi şart koşulan kimyasal ve paketleme işlemlerinden geçmeseler bile laboratuvarlara gitmeleri sağlandı.
...
http://www.gidahareketi.org/
Pin It
Gazete Habertürk / Seçkin Ürey
Genetik olarak dönüştürülmüş organizmalı (GDO) ürünlere yönelik hararetli tartışmalar devam ederken, GDO’lu pamuk tohumunda dünyanın en büyüğü olan ve “Terminatör Geni”nin geliştiricisi şirket olarak anılan ABD’li Delta & Pine Land’in (DPL) iştiraki Türk Deltapine’ın Türkiye’de Tarım Bakanlığı memurlarına 2001 – 2007 döneminde rüşvet dağıttığı resmen ortaya çıktı.
Rüşvetin iki önemli nedeni vardı. Bunlardan ilki tarlalarda denetleme yapılmasına mani olmaktı. Sözleşmeli çiftçilerin Türk Deltapine için ürettiği pamuk tohumlarının yetiştiği tarlaların, tohumlar Türk Deltapine’a verilmeden önce Tarım Bakanlığı tarafından denetlenmesi gerekmekteydi. Şirketin dağıttığı rüşvetlerle yapılması gereken denetimler yapılmadı, denetim raporları ise masa başında hazırlandı. İkincisinde ise tohumların ihracatı için Tarım Bakanlığı laboratuvarlarında yapılacak numune analizleri sonrası sertifika alınması gerekmekteydi. Rüşvetle numune tohumların analiz öncesi şart koşulan kimyasal ve paketleme işlemlerinden geçmeseler bile laboratuvarlara gitmeleri sağlandı.
...
http://www.gidahareketi.org/
24 Aralık 2009 Perşembe
Yaşasın Kermesler!
Cinnah caddesindeki Türk Amerikan Derneği'nde harika bir kermes var!
Yukarıdakiler benim aldığım minik hediyeler, fiyatlar da çok uygun!
Önümüzdeki Çarşamba günü bitecek, yılbaşı hediyelerini henüz almamış olanlar mutlaka uğrasınlar,
çok güzel çok çeşitli, çok şirin objeler satılıyor.
küçük bir de cafe'si var
( söylemeden duramam, yukarıdaki ürünleri yengem yaptı, bir tek
en alttaki iğnedenlik onun değil o da karşı standdan )
:)
23 Aralık 2009 Çarşamba
21 Aralık 2009 Pazartesi
Vavien

Haftasonu Vavien'i izledik. Ben çok beğendim. Engin Günaydın, Binnur Kaya ve İlker Aksum'u aynı filmde görmek çok güzel.
Filmde bir mesaj kaygısı yok. Karmaşa yok. Sürükleyici. Senaryo güzel, görüntüler güzel.
Bazı sorular sordum çıktıktan sonra:
-- spoiler -- :)
Mesela o kablonun üzerine gidilmedi...
Polis kapının nasıl açıldığını sorgulamadı...
-- spoiler --
Ama herhalde bu sorular sorulsaydı, filmin polisiye yönü gelişecekti. Bunu yapmayı özellikle istememiş olabilirler diye düşündüm...
Beni oyuncular ve sadelik cezbetti...
İlker Aksum'un rolü çok azdı. Ve çok başarılıydı. Sırf o sahne için fotoğrafını eklemek istiyorum.

Buarada fotoğrafı ve posteri buradan aldım.
Ben güzel film izleyince çok mutlu oluyorum ;) ...
18 Aralık 2009 Cuma
Emilio Robba
Ben de Ebru'ya özendim, ben de masamdaki çiçeğimi burada yazmaya karar verdimmm.
Bu bir Emilio Robba marka lotus.. Masama çok şık bir hava verdi doğrusu.
Ben de Ebruya benziyorum galiba çalıştığım yerin ben'i yansıtmasını seviyorum. Minik minik şeyleri alıyorum koyuyorum, sıkılınca eve götürüp başkalarını getiriyorum. Bunlar çalışırken strese girmememe yardım ediyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






