Ben de tatile gidiyorum!
18 aylık bir oğlanla nasıl 11 saat yol gideceğimizi düşünüyorum.
Geçen sene gündüzleri iki kez uyuyordu daha rahat gitmiştik, bu sefer daha az uyuyacak.
Bavul hazırlamak ayrı bir olay. Eskiden yarım saatte hazırlardım, şimdi 3 gün önceden başlıyorum hazırlamaya. Elimdeki listelerle birlikte. :)
Topu topu bir hafta yokuz ama sanki bir aylığına gidiyormuşuz kadar çok eşya götürmek zorundayız! Can'ın arabası, bezleri, her ihtimale karşı ilk yardım seti, kreminden şapkasına kadar her türlü aksesuar, deniz botu, kovası küreği bööyle uzuyor listemiz :) O'nun kumda oynamayı nasıl seveceğini nasıl çıldıracağını şimdiden tahmin edebiliyorum, bu herşeye değiyor :))
Şahsen kendimin ise dinlenebileceğini hiç düşünemiyorum, beklemiyorum da. Bu da böyle bir tatil olsun bakalım :) Deniz havasının keyfini çıkarmaya çalışacağım. Oğlumun kumu gördüğünde ilk defa nasıl heyecanlanacağını izlemeyi iple çekiyorum!
8 Temmuz 2009 Çarşamba
29 Haziran 2009 Pazartesi
Araba
Tatile gittim geldim.. :) Bir ara tatil ile ilgili yazmak istediklerim var..
Amaaa önceee ...
Tatil dönüşü arabamızın başına çeşitli şeyler geldi.
Önce çekildi. Arabaların çekilme pattern ı nedir merak ediyorum. Park yasağı bulunan bir yere arabanızı park ettiğinizde, bu arabanın çekilme ihtimali yüzde kaçtır ? Tabii biz risk aldık ve riski de kabullenmek durumunda kaldık.. Hatamı kabul ediyorum. ;) Ama insan sormadan edemiyor. Neden bazı günler arabalar çekilir de bazı günler çekilmez?
Arabanın çekildiği yeri bulup arabayı almak istediğimizde, arabanın muayenesinin de geciktiğini öğrendim. ! Burada da uygulanmayan bir başka kural lehimize işledi ve arabayı parktan almamıza izin verdiler. Park yeri seçimi ve muayene konusunda ne kadar sorumlu olduğum gözden kaçmamıştır heralde !
Bununla bitse iyi..
Muayene öncesi internetten ceza olup olmadığını kontrol ettik. Veee 2 sene öncesinden ödenmemiş bir hız cezası ile karşılaştık. Faizi ile birlikte cezanın miktarı oldukça fazlaydı.
Bitti mi bitmedi !
Bir arabanın başına başka ne gelebilir. Kaza!
Akşamında arabaya arkadan çarptılar. Görünürde bir hasar yoktu ama sonra anlaşıldı ki küçük birşey ama yine de servise gitmesi gerekiyor.
Bazen herşey üstüste gelir ya, tüm bunlar bir günde gerçekleşti.
Cana geleceğine mala gelsin diyelim.
Pin It
Amaaa önceee ...
Tatil dönüşü arabamızın başına çeşitli şeyler geldi.
Önce çekildi. Arabaların çekilme pattern ı nedir merak ediyorum. Park yasağı bulunan bir yere arabanızı park ettiğinizde, bu arabanın çekilme ihtimali yüzde kaçtır ? Tabii biz risk aldık ve riski de kabullenmek durumunda kaldık.. Hatamı kabul ediyorum. ;) Ama insan sormadan edemiyor. Neden bazı günler arabalar çekilir de bazı günler çekilmez?
Arabanın çekildiği yeri bulup arabayı almak istediğimizde, arabanın muayenesinin de geciktiğini öğrendim. ! Burada da uygulanmayan bir başka kural lehimize işledi ve arabayı parktan almamıza izin verdiler. Park yeri seçimi ve muayene konusunda ne kadar sorumlu olduğum gözden kaçmamıştır heralde !
Bununla bitse iyi..
Muayene öncesi internetten ceza olup olmadığını kontrol ettik. Veee 2 sene öncesinden ödenmemiş bir hız cezası ile karşılaştık. Faizi ile birlikte cezanın miktarı oldukça fazlaydı.
Bitti mi bitmedi !
Bir arabanın başına başka ne gelebilir. Kaza!
Akşamında arabaya arkadan çarptılar. Görünürde bir hasar yoktu ama sonra anlaşıldı ki küçük birşey ama yine de servise gitmesi gerekiyor.
Bazen herşey üstüste gelir ya, tüm bunlar bir günde gerçekleşti.
Cana geleceğine mala gelsin diyelim.
18 Haziran 2009 Perşembe
Somon Sevenlere :)
Somon Fileto
1 adet somon fileto
Sos:1 yk soya sos
1 yk Dijon hardal
1 yk sizma zeytinyag
1 yk kucuk dogranmis sarimsak
2 yk limon suyu
Yapılışı:Butun sos malzemelerini karıştırıp, yarisini somon baliginin uzerine surup, bir saat kadar buzdolabinda bekletiyoruz. Somonu isitilmis izgaranin uzerine veya tavaya derisi asagiya gelecek sekilde yerlestirip 7-8 dakika kadar pisiriyoruz. Cevirip 5-6 dakika kadar da diger tarafini pişiriyoruz.
Harika bir lezzet :) tavsiye ederim..
Pin It
1 adet somon fileto
Sos:1 yk soya sos
1 yk Dijon hardal
1 yk sizma zeytinyag
1 yk kucuk dogranmis sarimsak
2 yk limon suyu
Yapılışı:Butun sos malzemelerini karıştırıp, yarisini somon baliginin uzerine surup, bir saat kadar buzdolabinda bekletiyoruz. Somonu isitilmis izgaranin uzerine veya tavaya derisi asagiya gelecek sekilde yerlestirip 7-8 dakika kadar pisiriyoruz. Cevirip 5-6 dakika kadar da diger tarafini pişiriyoruz.
Harika bir lezzet :) tavsiye ederim..
12 Haziran 2009 Cuma
11 Haziran 2009 Perşembe
ŞİİR
''Güzele hayranlık duyma,
Gerçeği koruyup gözetme,
Yüce olana saygı gösterme ,
İyide karar kılma.
Bunlar insanı yaşamda
Hedefe taşır;
Davranışlarda doğruya,
Duyumsamada barışa
Düşünmede ışığa
ve ona var olan her şeyde;
evrende,
ruhun derinliklerinde
tanrısal olana
güveni öğretir"
Gerçeği koruyup gözetme,
Yüce olana saygı gösterme ,
İyide karar kılma.
Bunlar insanı yaşamda
Hedefe taşır;
Davranışlarda doğruya,
Duyumsamada barışa
Düşünmede ışığa
ve ona var olan her şeyde;
evrende,
ruhun derinliklerinde
tanrısal olana
güveni öğretir"
Rudolf Steiner
Bir şiir de benden olsun :)
Aslında kafiyesi falan yok,
pek şiir gibi de okunmuyor ama
söylediği şeyi çok beğendiğim için
sitede olsun istedim.
9 Haziran 2009 Salı
Sessizlikkk
Bazen zamanı kısa bir süre durdurabilmek istiyorummm... Tam bir sessizlik.. Sadece ağaç, ve kuş sesleri olsun. Ben biraz o anda kalabileyimm..
Çalışma ortamlarında buna imkan verecek alanlar olmalı bence.. Dışarı çıkıp 10 dk bir ağacın altında oturulabilmeli..
Pin It
Çalışma ortamlarında buna imkan verecek alanlar olmalı bence.. Dışarı çıkıp 10 dk bir ağacın altında oturulabilmeli..
Herşey Sende Gizli
Pek fazla şiir okumam ama bu şiir çok güzel!!! Bugün gazetede bir parçasını okudum, ben de hepsini buraya yazıp arasıra hatırlamak istedim.. :)
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
CAN YÜCEL
Pin It
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
CAN YÜCEL
8 Haziran 2009 Pazartesi
Bugün :)
Resimdeki domatesi saksıda diğer domateslerin yanından ayırıp bu küçük bardağa büyümesi için almıştık. Bu yer değişim işlemi sonunda bazı domatesler büyüyemediler :(. Yaklaşık yarı yarıya bir kaybımız var diyebilirim. Ayakta kalan domateslerden en sağlıklıları iki tane. Boyları 10cm civarında. Onlardan biri işte burada :

Plastik bardaklara domates ve biberleri taşımadan önce, bardakların çevresini gazete kağıdı ile kapladık. Toprak, şeffaf bir saksıda güneş görürse, yosunlanma olabilirmiş. Bardakları bahçe toprağı ile doldurduk, üzerine de biraz gübre ekledik. Ve her sabah suladık.
Biberler domateslere göre daha güçlüler sanki. Yine bardaklara ayırdığımız biberlerin neredeyse hepsi yaşıyorlar. İşte içlerinde en sağlıklıları:

Edit: 40 günlükler.
Pin It
Plastik bardaklara domates ve biberleri taşımadan önce, bardakların çevresini gazete kağıdı ile kapladık. Toprak, şeffaf bir saksıda güneş görürse, yosunlanma olabilirmiş. Bardakları bahçe toprağı ile doldurduk, üzerine de biraz gübre ekledik. Ve her sabah suladık.
Biberler domateslere göre daha güçlüler sanki. Yine bardaklara ayırdığımız biberlerin neredeyse hepsi yaşıyorlar. İşte içlerinde en sağlıklıları:
Edit: 40 günlükler.
Domates Biber
Bu fotoğraflar 17 mayıs ta çekilmişti :) Burada biberlerimizin yerleri değişmeden önceki halleri. Tabi biz daha sonra üzülerek bir miktar azalttık bu aileyi.

Burada da domatesler ! Henüz yeni yeni yaprak sayılarını 2 den 4 e, 5 e arttırmışlardı. Bazılarının daha da çok yaprakları var.

Edit: Burada 20 - 25 günlükler..
Pin It
Burada da domatesler ! Henüz yeni yeni yaprak sayılarını 2 den 4 e, 5 e arttırmışlardı. Bazılarının daha da çok yaprakları var.
Edit: Burada 20 - 25 günlükler..
4 Haziran 2009 Perşembe
İdeal ilişki var mıdır ?
Bu konu ile ilgili Elvan Demirkan güzel bir yazı yazmış. Yazının sonunda konuyu yalnızlık duygusunun kaynağına götürmüş.
İşte burada.
Pin It
İşte burada.
2 Haziran 2009 Salı
Datça - Mesudiye Köyü
Geçen sene Eylül de Datça ya gidişimiz aklıma geldi..
Mesudiye köyünü bir öneri üzerine seçmiştik.
Öncelikle Datça Mesudiye köyü civarında otel ya da pansiyon arama çalışmaları yaptık. Eylül ayı sebebiyle yer bulma problemimiz pek yoktu.
Kaldığımız pansiyonun adı Melinda Pansiyon ..
Sakin bir tatil geçirmek isteyenlere tavsiye ederim..
Pin It
Mesudiye köyünü bir öneri üzerine seçmiştik.
Öncelikle Datça Mesudiye köyü civarında otel ya da pansiyon arama çalışmaları yaptık. Eylül ayı sebebiyle yer bulma problemimiz pek yoktu.
Kaldığımız pansiyonun adı Melinda Pansiyon ..
Sakin bir tatil geçirmek isteyenlere tavsiye ederim..
Bir yaz akşamı ...
Pazar günü akşam, saat 8 civarında yürüyüş yapmak için dışarı çıktık. Dışarısı çok güzeldi. Hava henüz tam kararmamıştı. Evimizin çevresinde küçük parklar var. Ankara'da pek de rastlanan bir durum değil ne yazıkki. Biz de bu yürüyüşümüzde iki küçük parkın içinden geçtik. Parklardan ilki biraz beton ağırlıklı bir parktı. Parklar neden betonla kaplanır anlayamıyorum. İkinci parkımız yemyeşildi, içinde küçük bir çocuk parkı vardı ve çevresinde yüksek binalar da olmadığı için küçük ama ferahtı. İşte park dediğin böyle olur.
Parkın yakınında bir site vardı. Sitenin yanından geçerken, evlerden birinin dışarıya bakan bahçesinin köşesinde bir kayısı ağacına rastladık. Ev satılıktı ve kimsecikler yoktu. Biz de gözhakkı diye bir tane çağla aldık. ;) Çağla diyorum ama büyümüş ama henüz kayısı olmamış çağla bu. Hala yeşil. Tadı da çoook ekşi ama güzel. O sırada bu ev bizim olsa diye hayal ettik .. :)
Tam da bu mevsimde çook güzel kokan iğde ağaçlarının yanından geçtik. Açıkçası ben iğde ağaçlarını ıhlamur ile karıştırıyorum. Bugün fotoğraflarına da bakınca güzel kokunun iğde ağaçlarından geldiğine emin olabildim.. Vee itiraf ediyorum bir kaç minik dal koparıp eve götürdüm..
Pin It
Parkın yakınında bir site vardı. Sitenin yanından geçerken, evlerden birinin dışarıya bakan bahçesinin köşesinde bir kayısı ağacına rastladık. Ev satılıktı ve kimsecikler yoktu. Biz de gözhakkı diye bir tane çağla aldık. ;) Çağla diyorum ama büyümüş ama henüz kayısı olmamış çağla bu. Hala yeşil. Tadı da çoook ekşi ama güzel. O sırada bu ev bizim olsa diye hayal ettik .. :)
Tam da bu mevsimde çook güzel kokan iğde ağaçlarının yanından geçtik. Açıkçası ben iğde ağaçlarını ıhlamur ile karıştırıyorum. Bugün fotoğraflarına da bakınca güzel kokunun iğde ağaçlarından geldiğine emin olabildim.. Vee itiraf ediyorum bir kaç minik dal koparıp eve götürdüm..
31 Mayıs 2009 Pazar
27 Mayıs 2009 Çarşamba
25 Mayıs 2009 Pazartesi
Hayat ve Plan
Ben plan yapan biriyim. Birileri - ki bu güvendiğim birileri olmalı- benim için plan yapmıyorsa, ben detaylarla ilgilenirim. Ve detayları severim :) .. (bir noktaya kadar!)
Şimdi düşünüyorum da, eskiden, uni deyken mesela plan yapmazdım. Hatta spontan yaşayacam diye kasardım. Tatile rezervasyonsuz gidip, oralarda otel pansiyon arardım. Bu belki de o dönem için eğlenceli geliyordu. Ya da zorlama bir çabaydı bilemiyorum.
Ama şimdi nereye ve nasıl gideceğimi çoğunlukla bilmek istiyorum. Plan yapmak, herşeyi kontrol etmeye çalışma noktasına gelmediği sürece benim için eğlenceli.. Herşeyi kontrol etmeye çalıştığım zaman, doğal olarak herşeyi kontrol edemeyeceğim için, "aksilikler" çıkıyor. Bunlar aslında aksilik de değil, hayatın kendisi. Beklenmedik olaylar. E bu da benim planları altüst ediyor tabi. Her ne plan yaparsam yapayım, herşeyin başka türlü gelişme ihtimali var. 5dk da değişir bütün işler.. Bu bence hiç plan yapmayayım anlamına gelmiyor. Ama bir noktadan sonra da rahat ol ya da bazen de plan yapma anlamına geliyor.. Plan ve akışa bırakmak arasında bir denge var sanki.
Bazen istemek ve hayata güvenip akışına bırakmak en güzeli. Planlarına güvendiğim kişi bazen hayatın kendisi olabilir.
Pin It
Şimdi düşünüyorum da, eskiden, uni deyken mesela plan yapmazdım. Hatta spontan yaşayacam diye kasardım. Tatile rezervasyonsuz gidip, oralarda otel pansiyon arardım. Bu belki de o dönem için eğlenceli geliyordu. Ya da zorlama bir çabaydı bilemiyorum.
Ama şimdi nereye ve nasıl gideceğimi çoğunlukla bilmek istiyorum. Plan yapmak, herşeyi kontrol etmeye çalışma noktasına gelmediği sürece benim için eğlenceli.. Herşeyi kontrol etmeye çalıştığım zaman, doğal olarak herşeyi kontrol edemeyeceğim için, "aksilikler" çıkıyor. Bunlar aslında aksilik de değil, hayatın kendisi. Beklenmedik olaylar. E bu da benim planları altüst ediyor tabi. Her ne plan yaparsam yapayım, herşeyin başka türlü gelişme ihtimali var. 5dk da değişir bütün işler.. Bu bence hiç plan yapmayayım anlamına gelmiyor. Ama bir noktadan sonra da rahat ol ya da bazen de plan yapma anlamına geliyor.. Plan ve akışa bırakmak arasında bir denge var sanki.
Bazen istemek ve hayata güvenip akışına bırakmak en güzeli. Planlarına güvendiğim kişi bazen hayatın kendisi olabilir.
22 Mayıs 2009 Cuma
Domates ve süs biber - devam
Domateslerimiz yaprak sayısını arttırdı. :) Büyümeye başladıkları için biz de haftasonu bir düzenleme yaptık. Domates ve biberlerin bir kısmını başka saksılara taşıdık.
Bilmiyorum bu taşınma mı yoksa buara havaların biraz değişmesi mi sebep oldu ama bazı domatesler boyunlarını büktü.. Hala yaşıyorlar ama toparlamalarını umuyorum.
Ayrıca bazı saksıların içerisinde minik sinek gibi böcekler oluştu. Bu böceklerden kurtulma yolları nedir onu araştırıyorum. Bir forumda 3-5 tane sigara izmaritini suda bekletip bu suyun kullanılmasını öneren bir yazı gördüm. Ne kadar doğrudur bilmiyorum.. Bİraz güçlensinler de belki denerim.
Fotoğraf da çektim ama henüz yükleyemedim.
Pin It
Bilmiyorum bu taşınma mı yoksa buara havaların biraz değişmesi mi sebep oldu ama bazı domatesler boyunlarını büktü.. Hala yaşıyorlar ama toparlamalarını umuyorum.
Ayrıca bazı saksıların içerisinde minik sinek gibi böcekler oluştu. Bu böceklerden kurtulma yolları nedir onu araştırıyorum. Bir forumda 3-5 tane sigara izmaritini suda bekletip bu suyun kullanılmasını öneren bir yazı gördüm. Ne kadar doğrudur bilmiyorum.. Bİraz güçlensinler de belki denerim.
Fotoğraf da çektim ama henüz yükleyemedim.
21 Mayıs 2009 Perşembe
Yemek Yemek
Bugün bir iş için Kızılay'a indiğimde arkadaşlarımın işyerine de uğradım ve benim için kısacık bir sohbet arası verdiler.
Konu, önümüzdeki C.tesi günü buluştuğumuzda ne yiyelim ne içelim planları yapmaktı. Bizim Türk milleti olarak zaten yeme içmeye olan merakımız dünyaca meşhurdur ya :)
Herhalde sohbetin muhabbetin bir aracı olarak da görüyoruz bu işi :)
Son dönemde -yani bir 20-25 yıl öncesine kıyasla- yediğimiz yemek miktarlarında bir artış olduğunu hiç farkettiniz mi? Şu anda 30'lu yaşlarında olanlar küçükken anneannelerinde yedikleri yemekleri hatırlasın. Daha küçük tabaklarda daha az yemez miydik? Oysa şu anki yediğimiz tabaklara bakıyorum çok daha büyük hepsi. O küçücük tabaklarda yemek yer ve doyardık biz.
Yemek tüketimimiz hepimizin çok arttı bence. Bütün dünyada bütün alanlarda tüketimin ama aşırı tüketimin çok arttığı bir gerçek, yemek konusunda da bu böyle sanki. Doyabileceğimizden daha fazla yemek yemeye alıştık-alıştırıldık.
Çocukluğumuzu düşünelim.
Bu kadar çok yer miydik? Bu kadar çok kıyafetimiz var mıydı? Bu kadar çok eşyamız var mıydı?
.....
Neden böyle oldu?
Pin It
Konu, önümüzdeki C.tesi günü buluştuğumuzda ne yiyelim ne içelim planları yapmaktı. Bizim Türk milleti olarak zaten yeme içmeye olan merakımız dünyaca meşhurdur ya :)
Herhalde sohbetin muhabbetin bir aracı olarak da görüyoruz bu işi :)
Son dönemde -yani bir 20-25 yıl öncesine kıyasla- yediğimiz yemek miktarlarında bir artış olduğunu hiç farkettiniz mi? Şu anda 30'lu yaşlarında olanlar küçükken anneannelerinde yedikleri yemekleri hatırlasın. Daha küçük tabaklarda daha az yemez miydik? Oysa şu anki yediğimiz tabaklara bakıyorum çok daha büyük hepsi. O küçücük tabaklarda yemek yer ve doyardık biz.
Yemek tüketimimiz hepimizin çok arttı bence. Bütün dünyada bütün alanlarda tüketimin ama aşırı tüketimin çok arttığı bir gerçek, yemek konusunda da bu böyle sanki. Doyabileceğimizden daha fazla yemek yemeye alıştık-alıştırıldık.
Çocukluğumuzu düşünelim.
Bu kadar çok yer miydik? Bu kadar çok kıyafetimiz var mıydı? Bu kadar çok eşyamız var mıydı?
.....
Neden böyle oldu?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


