10 Mart 2010 Çarşamba

Zaman

Eda'cım bir ay geçmiş hiçbir şey yazmamışız!!
Ne çabuk geçiyor zaman, hiç farketmemişim..
18'inde seyahate gidiyoruz dönüşte yazacak şeyler bol bol bulurum ben.

Bu bir ayda ne yaptım diye düşünüyorum... hmmm? ne yaptım? Ah tabi ya, Can'ın bakıcısı ayrıldı ve ben Can'la başbaşa kaldım!
İşe gidemiyorum, onun stresi içindeyim, istediğim gibi bir bakıcı bulamıyorum onun stresi içindeyim, bütün bunların arasında bir de seyahatimiz için vize işlemleri bana kaldı!

Geçen gün dördümüzün buluşması bana da çok iyi geldi. Hiç bıkmadan ilişkiler içinde kendimizi sorgulamak, bunu bütün samimiyetimizle yapmak bendeki tüm gerginliği alıp götürüyor. Hepimiz birbirimizi istekle dinliyor, içimizden gelen yorumları yapıyoruz, birbirimizi anladığımızı hissediyorum, böyle bir arkadaşlık zor bulunur, kıymetini bilelim kızlar :)
Pin It

11 Şubat 2010 Perşembe

5.Kural

Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.


Ne kadar sade değil mi? Ne kadar sade ama ne kadar yapamadığımız.. ne kadar basit ama ne kadar beceremediğimiz...
Pin It

1 Şubat 2010 Pazartesi

38.Kural

"Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

Bu yazılar üzerine konuşulacak bir dolu şey var, yapılacak yorumlar vs. Aslında şu anda aklıma geldi Türkiye'de Dailiy OM gibi bir site var mı acaba? Hoş olurdu.. :)
Pin It

27 Ocak 2010 Çarşamba

29.Kural

Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin ne de hayat karşısında çaresizsin.
Pin It

25 Ocak 2010 Pazartesi

19.Kural

Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.
Pin It

23 Ocak 2010 Cumartesi

Tebriz'li Şems'den..

40 Kural adı altında bir yazı aldım, Şems'in hayatın temel kuralları olarak aktardığı evrensel olan ifadeleri içeriyor.
Her gün bir tanesini burada yazacağım, her biri bence olağanüstü mesajlar...

1.Kural

Yaratanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet, Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
 
(...)
Pin It

14 Ocak 2010 Perşembe

Alışveriş

Markafoni ve Limango özel alışveriş siteleri. Çeşitli markalardan belli sayı ve çeşitlilikte ürünü satışa sunuyorlar. Ürün fiyatları mağazadaki fiyatlarına göre daha uygun. Belli bir marka satışa sunulduğunda satışın bitiş süresi de oluyor. Sürekli satış halinde olmaması, ürünlerden az sayıda olması da alışverişi cazip kılmaya yönelik bir yaklaşım.

Bu sitelere üye olup alışveriş yapmak için birisi tarafından davet edilmek ya da üye olan birini referans göstermek gerekiyor.

Referans arayanlar için email adresim turan_eda [at] yahoo.com

Pin It

7 Ocak 2010 Perşembe

AVATAR

Bu film hakkında yorum yazmak istiyorum ama söyleyeceğim her sözün eksik kalacağını biliyorum! Anlatamam ki bu filmi ben, kelimelere nasıl dökülebilir ki böyle bir duygu?

Ebru'ya filmin coşkusuyla yazdığım mesajdan alıntılar yaptım aşağıda, bu filmi görmediyseniz mutlaka gitmelisiniz!

Hayatımda gördüğüm en güzel filmlerden biri! Sebebi 3 boyutlu olması değil.. evet 3 boyutlu seğretmek çok daha etkileyici olmasına yardım ediyor fakat olay daha başka!

Bir masal dünyası, bir rüyadasın sanki Pandora'da.. Muhteşem bir gezegen. Üzerinde yaşayanlar -na'vi halkı- bir ormanın içinde, doğanın en içlerine kadar değdiği, en içlerine kadar girebildiği bir doğallıkta yaşıyorlar.. hiçbir mekanik şey yok, herşey o kadar doğal ve kendilerine ait ki.. bizim dünyamız onlarınkinin yanında o kadar renksiz ki!!! o kadar renksiz o kadar gri ki!!!!

Öyle muhteşem bir şekilde anlatılmış ki oradaki yaşam.. çok çok çok büyük ulu bir ağacın dev yapraklarında yatıp uyuyorlar, bir hayvanı avladıklarında evrene ve ona bu yardım için teşekkür ediyorlar, keşke orada yaşasaydım diyorsun.. 3D seni olayın içine sokup daha gerçek hissetmeni sağlıyor. O ormanın renkleri muhteşem tek kelimeyle olağanüstü..

hiçbir teknolojileri yok, ellerinde ok ve yay tek silahları, ama o kadar ruhsal o kadar birbirlerine bağlı o kadar sade o kadar doğal bir hayatları var ki...

prototip olarak ben ilk defa başka bir gezegenin varlığı olarak filmcilerin yaptığı bu prototipi çok çok beğendim.. abuk sabuk iğrenç alien tiplerini hiç sevmezdim.. bu gerçekten başka bir gezegen varlığı gibi, bizden çok uzunlar, kuyrukları var, gözleri çok kocaman kulakları çok kocaman ve yeşiller ama ben çok sevdim :)))

Beğenmeyenler olabilir elbette, bu biraz da hayata bakış açısıyla ilgili, benim hayal gücümü, yaratıcılığımı çok besleyen, aynı doğrultuda bir film olduğu için çok büyük keyifle izledim :)



Pin It

31 Aralık 2009 Perşembe

2010'a girerken



2009 da bitiyor.


Can artık büyüdü, anneyle babanın hayatları artık daha düzenli. Kendilerine vakit ayırabiliyorlar. Can daha bağımsız. Küçük bir çocuk olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Şimdiden önümüzdeki sene için büyük değişimler yaşayacağımızı öngörüyorum. Can konuşmaya başlayacak, tuvalet eğitimini tamamlayacak oyun gruplarına devam edecek, yarım gün alıştırma babında kreşe gidecek çook işlerimiz var çook :) Anne işlere yoğunlaşacak, derneğine daha çok vakit ayıracak, arkadaşlarıyla, dostlarıyla, akrabalarıyla daha sık görüşecek, kısa vadeli hedeflerini gerçekleştirmek için daha çok uğraşıp zamanı daha iyi kullanmaya çalışacak.

Çook güzel dileklerim var, kendim için eşim için oğlum için akrabalarım arkadaşlarım için, tüm dünya insanları için..

Verimli seneler diliyorum, maddeten ve manen...
Pin It

28 Aralık 2009 Pazartesi

Yılbaşı gecesi

Ankara'da yılbaşı gecesi için gece dışarı çıkıp 1-2 saat oturabileceğimiz, fix menüsü olmayan bir yer arıyorum.

Böyle bir yer var mı ?

Benim aklıma Cafe Bien geldi. Bir sevgililer gününde fix menü almadan oturabilmiştik. Belki yılbaşında da böyle rahat bir ortam sunuyorlardır.
Pin It

25 Aralık 2009 Cuma

GIDA GÜVENLİĞİ VE GDO'LARLA İLGİLİ BİR YAZI

AŞAĞIDAKİ YAZI GIDA GÜVENLİĞİ HAREKETİ'NİN WEB SİTESİNDEN ALINTILANMIŞTIR.
Gazete Habertürk / Seçkin Ürey

Genetik olarak dönüştürülmüş organizmalı (GDO) ürünlere yönelik hararetli tartışmalar devam ederken, GDO’lu pamuk tohumunda dünyanın en büyüğü olan ve “Terminatör Geni”nin geliştiricisi şirket olarak anılan ABD’li Delta & Pine Land’in (DPL) iştiraki Türk Deltapine’ın Türkiye’de Tarım Bakanlığı memurlarına 2001 – 2007 döneminde rüşvet dağıttığı resmen ortaya çıktı.

Rüşvetin iki önemli nedeni vardı. Bunlardan ilki tarlalarda denetleme yapılmasına mani olmaktı. Sözleşmeli çiftçilerin Türk Deltapine için ürettiği pamuk tohumlarının yetiştiği tarlaların, tohumlar Türk Deltapine’a verilmeden önce Tarım Bakanlığı tarafından denetlenmesi gerekmekteydi. Şirketin dağıttığı rüşvetlerle yapılması gereken denetimler yapılmadı, denetim raporları ise masa başında hazırlandı. İkincisinde ise tohumların ihracatı için Tarım Bakanlığı laboratuvarlarında yapılacak numune analizleri sonrası sertifika alınması gerekmekteydi. Rüşvetle numune tohumların analiz öncesi şart koşulan kimyasal ve paketleme işlemlerinden geçmeseler bile laboratuvarlara gitmeleri sağlandı.
...

http://www.gidahareketi.org/
Pin It

24 Aralık 2009 Perşembe

Yaşasın Kermesler!



Cinnah caddesindeki Türk Amerikan Derneği'nde harika bir kermes var!
Yukarıdakiler benim aldığım minik hediyeler, fiyatlar da çok uygun!
Önümüzdeki Çarşamba günü bitecek, yılbaşı hediyelerini henüz almamış olanlar mutlaka uğrasınlar,
çok güzel çok çeşitli, çok şirin objeler satılıyor.
küçük bir de cafe'si var
( söylemeden duramam, yukarıdaki ürünleri yengem yaptı, bir tek
en alttaki iğnedenlik onun değil o da karşı standdan )
:)
Pin It

23 Aralık 2009 Çarşamba

AVATAR

Vavien'i seğredeceğim.

AVATAR geldi. Muhteşemmiş !

Çizgi filminden hoşlananlar çok ama bakalım filmi güzel olmuş mu?
Arkadaşım süper olmuş dedi. Uzun bir filmmiş 3 saate yakın sürüyormuş.
Pin It

21 Aralık 2009 Pazartesi

Vavien


















Haftasonu Vavien'i izledik. Ben çok beğendim. Engin Günaydın, Binnur Kaya ve İlker Aksum'u aynı filmde görmek çok güzel.
Filmde bir mesaj kaygısı yok. Karmaşa yok. Sürükleyici. Senaryo güzel, görüntüler güzel.

Bazı sorular sordum çıktıktan sonra:
-- spoiler -- :)
Mesela o kablonun üzerine gidilmedi...
Polis kapının nasıl açıldığını sorgulamadı...
-- spoiler --
Ama herhalde bu sorular sorulsaydı, filmin polisiye yönü gelişecekti. Bunu yapmayı özellikle istememiş olabilirler diye düşündüm...

Beni oyuncular ve sadelik cezbetti...

İlker Aksum'un rolü çok azdı. Ve çok başarılıydı. Sırf o sahne için fotoğrafını eklemek istiyorum.














Buarada fotoğrafı ve posteri buradan aldım.
Ben güzel film izleyince çok mutlu oluyorum ;) ...
Pin It

18 Aralık 2009 Cuma

Emilio Robba


Ben de Ebru'ya özendim, ben de masamdaki çiçeğimi burada yazmaya karar verdimmm.
Bu bir Emilio Robba marka lotus.. Masama çok şık bir hava verdi doğrusu.
Ben de Ebruya benziyorum galiba çalıştığım yerin ben'i yansıtmasını seviyorum. Minik minik şeyleri alıyorum koyuyorum, sıkılınca eve götürüp başkalarını getiriyorum. Bunlar çalışırken strese girmememe yardım ediyor.
Pin It

Chamaecyparis Ellwoodii!


Benim cici küçük çam ağacım!!!
Sabah Cepa'ya uğradım almam gereken birşeyler vardı tam çıkarken birden gözüme çarptı OXXO mağazası, halbuki sık sık girdiğim bir mağaza değildir, hadi gireyim dedim, meğer cici çam ağacım beni çağırmış da ondan! Yılbaşı Hediyesi olarak veriyorlar!!
Çok hoşuma gitti!
Bakın ne yazıyor üzerinde:
Adım Chamaecyparis Ellwoodii. Bir yaşındayım. Altı ay sonra daha büyük bir saksı isterim. Evde ya da dışarıda sizin dikili ağacınız olurum. Yok olan bunca ormanı yenilemek için el ele veririz. Orman bitkisiyim. Yakıcı güneşe dayanamam, ışığa bayılırım. Toprağım kurudukça suyla hayat bulurum. Ayda bir kez gübre verirseniz daha hızlı büyürüm. Uzun yıllar nefesimle hepinize temiz hava sağlarım. Bana baktığınız, beni sevdiğiniz için teşekkür ederim.

Çok şirin:)
Pin It

11 Aralık 2009 Cuma

Kapadokya


Arkadaşlarla Kapadokya gezisi yapmak istiyoruz.
Nereye gidelim, nerede kalalım, nereleri gezelim? Ben bi araştırayım bu konuyu.
Toplam 3 çocuklu iki aile bir haftasonu için Kapadokyaya gezi yaparsa neler olur :)))
Pin It

Yağ

Poğaça yaptım. Hiç olmadı. Çok yağlı geldi bana. Ama bulduğum çoğu poğaça tarifi de benim koyduğumdan daha çok yağ koyuyor.

Ben zaten tüm tariflerdeki yağ oranını insiyatif kullanıp azaltırım :). Bu sefer de öyle yapmama rağmen, piştiğinde poğaçalar yağ kokuyordu. Tabi bana göre... Ama önemli olan da benim algım değil mi ?:)
Tarifte bir çay bardağı sıvı yağ ve bir paket margarin diyordu. Ben bir çay bardağından daha az sıvı yağ ve nerdeyse yarım paket margarin koydum.
Ve margarin margarin kokulu poğaçalarım oldu.

Sonuç olarak zavallı poğaçaları bir kaç gün beklettikten sonra atmak zorunda kaldım.

Hafif hafif tariflere ihtiyacım var benim !
Pin It

7 Aralık 2009 Pazartesi

Yağmur

Hava kapalı, yağmurlu, kasvetli Ankara'da. Haftasonu insan havanın daha güneşli olmasını istiyor. Güneş gerçekten de hayatın kaynağı olduğunu hissettiriyor.

Yılbaşı geliyor, ne yapsak, ne yenilikler ne değişiklikler yapsak. Siteyi biraz renklendirsek mi? Işıl ışıl parıldasın, melekler mi koysak biryerlere, açan gülümsesin :)
Pin It

28 Kasım 2009 Cumartesi

Bedenin Sağlığı Üzerine..

Bedenimin nasıl çalıştığına hiç önem vermediğimi farkettim. Eşim sayesinde.. Nasıl mı? Benim eşim:

-Yediği her türlü yemeğin midesinde nasıl bir hissiyat bıraktığını tarif edebilir.
- Farklı bir yemek yediğinde hemen midesi tepki verir.
- Bulunduğu ortamda birkaç derecelik ısı farklarını bile hemen farkeder ve önlem alır.
- Başı mı ağrıyor, o ağrının yerini şeklini niteliğini en ince detayına kadar tarif edebilir.
- Dokunsallığı çok yüksektir, sevgisini dokunarak ifade eder, ağrılarını dokunarak geçirebilirsiniz. vb.vb.

Ben ise tam tersi, yediğim en berbat yemek bile dokunmaz, ne kadar terlersem terleyim hasta olmam, ne kadar üşürsem üşüyüm hasta olmam, hastalıklara karşı modum her zaman hoşgeldin şeklindedir vs. niye, çünkü bu bedene fazlaca alaka kurmayıp, hep daha yukardaki asıl ben'e odaklanıyorum da ondan.

O'nu görünce ben kendi bedenime hiç önem vermediğimi hep onun dışında biryerlerde kalmak istediğimi farkediyorum. Güzel birşey mi, hayır. Çünkü herşeyde olduğu gibi burada da dengeli kalabilmek en sağlıklısı. Belki onunki de biraz uçta benimki de. İkimiz de birbirimize yaklaşalım diye mi biraradayız nedir??
Pin It